Mitolojiden Günümüze: Bir Varmış Bir Yokmuş (Psikeart Dergisi; Hayvan Sevgisi)

Mitolojiden Günümüze: Bir Varmış Bir Yokmuş (Psikeart Dergisi; Hayvan Sevgisi)

Mitolojiden Günümüze: Bir Varmış Bir Yokmuş

 

                                               Cansu GÜNEY,  Şeyda KUTSAL

 Günlerden bir gün bay karga konmuş bir dala
Koca bir peynir ağzında.
Tilki peynirin kokusunu almış gelmiş:
— Günaydın, Sayın Karga, demiş;
Bu ne güzellik böyle:
Bakmaya doyamıyorum size.
Şu tüylere bakın, pırıl pırıl;
Sesiniz bilmiyorum nasıl;
O da renginiz kadar güzelse
Ne yalan söyleyeyim
Bu ormanda güzel yoktur üstünüze.
Karga bu sözlere bitmiş:
— Şuna bir gak diyeyim de ses görsün, demiş;
Gak der demez peynir düşmüş, tilki yutmuş.
— Kara bayım, demiş kargaya;
Şu sözümü hiç unutma,
Kaptırdığın peynire değer:
Her dalkavuk çıkarı için över,
Yüzüne güler, peynirini yer.
Karganın aklı gelmiş başına
İş işten geçtikten sonra.

 

Çocukluğumuzun  bir varmış, bir yokmuş ile başlayan, olağan üstü kahramanlar ve olaylara yer veren masalları; henüz okumayı öğrenmediğimiz dönemlerde bize yaşamı öğretmeye çalışan sözlü anlatımlardır. Hayal gücü ile oluşan bu ürünler toplumun gelenekleri, görenekleri, değer yargıları, özlemleri, arzu ve isteklerinin kuşaktan kuşağa aktarılmasını içerir. Masal kahramanları olağan üstü yaratıklar, cinler, periler ve çoğu zaman hayvanlardan oluşur. Tilkiye kurnazlık, aslana güç, karıncaya çalışkanlık,baykuşa bilgelik ve daha pek çok kahramana sayabileceğimiz pek çok  simgesel özellik yüklenir. İnsani özelliklerin yüklendiği hayvan metaforlarının kullanıldığı masallar, diğer materyallerle kurulan metaforlara gore daha güçlü etki bırakır. Bu etkinin nedeni, hayvanların insanlara hem benzer hem de insanlardan ayrışır olmalarıdır. Özellikle çocuklar için, boyut olarak da  yakın olmaları ,  başka bir canlı türü olmalarının ilgi çekiciliği, hayvanların tehdit ediciliğini azaltıp, çocukların daha rahat özdeşim kurmalarını ve aktarım yapabilmelerini sağlar. Masallarda hedefin, insani değerleri aktarmak, ego ve süperego arasında bir çatı oluşturmak olduğunu düşünürsek,  sebep-sonuç ilişkisi kurma, olaylardan ders çıkarma, toplumsal değerleri kavrama gibi soyut ve karmaşık durumların, çocuklar üzerinde böyle bir etki yaratan hayvanlar üzerinden anlatılması pek de şaşırtıcı değildir.

Hayvan masallarındaki sembolikleştirmeyi psikanalitik kuram açısından da değerlendirirsek, özellikle 2-4 yaş arası çocuklar için, dürtülerin harekete geçmesi sonucu libidonun ve agresyonun nesneye yansıtılmasının en kolay yolunun hayvan figürü üzerinden sağlandığı görülür. Hayvanlar; dürtüleriyle hareket etmeleri; özellikle beslenme, besin verme özellikleri ve bilinçdışı düzeyde ego ile süperegodan yoksun olmaları ile, çocukların özellikle oral ve anal dönemlerinde onlarla daha rahat özdeşim kurmalarına olanak verir. Bu sebeple hayvan metaforları ve figürlerinin kullanımı sadece masallarda değil, çocukların ruhsal dünyası ile daha yakından temas edilen oyun terapilerinde de sıklıkla kullanılır. Örneğin; Ebeveynin ve diğerlerinin agresif dürtüleri, nüfus edici veya reddedici tutumları çocuk tarafından başa çıkması zor durumlar olabilir. Dil ve duygusal gelişimi henüz yeterli olgunluğa erişememiş çocuk, maruz kaldığı bu durumlarla baş edebilmek ve yüzleşmekten kaçınmak için belli savunma mekanizmalarına baş vurabilir. Hali hazırda bu durumu reddeden bir çocuğun, agresif bir babayı tanımlamak için, özelliklerinden ötürü agresyonla eşleşen bir figür olan ‘aslan’ ile ‘baba’ yı transparan bir şekilde özdeşleştirmesi daha rahatlatıcı ve kolaydır. ‘Bağıran bir baba’ yerine ‘yüksek sesle kükreyen bir baba aslan’ daha değişik ve ilgi çekici gelmekte, bu bağlamda çocuğu kendi ‘ öfkeli baba’sından uzaklaştırıp, ‘öfkeli aslan’ a yönelterek, bilinçdışındaki rahatsızlığını daha kabul edilebilir kılmaktadır. 

Hayvanlar; masallar ve çocuklar arasında aracı olmanın yanında; toplumsal bilincin inşasını sağlamak amacıyla da geçmişten bu güne kadar kullanılmaktadır. Hayvanlara atfedilen görevler, sıfatlar ve kişilik özelliklerine, mitolojide de sıklıkla rastlanır.

Çingene mitolojisinde günahkar insanlar öldükleri zaman bir kara kediye dönüşürler. Bu şekilde Kedi Dağı adı verilen dağda günahlarının cezasını çekerler ondan sonra da ölüler ülkesine kabul edilirlerdi. Kara kediler bazen de insanlarla beraber yaşarlar. Eğer bir evde kara bir kedi yaşıyorsa bir gün o evin kapısında parlak kara bir taş bulunur. işte bu taş çok değerlidir.  Çingeneler bu taşın değdiği tüm metalleri altına çevireceğine ve tüm kapıların kilidini açacağına inanırlardı..

Trakyalı ünlü bir şair olan Thamyris aynı zamanda yetenekli bir şarkıcıydı ve çok güzel lir çalardı. Bu delikanlının yeteneklerinin yanı sıra göz kamaştırıcı fiziği,kusursuz sayılabilecek bir güzelliği vardı. Bu özellikleriyle halk arasında büyük beğeni toplayan genç sanatkar, kral olmuştu. Çevresindekilerin yoğun ilgisinden kendini kaybeden Thramyris şımarıklığa kapılarak ilham perilerine meydan okudu. Onları müsabakada yenerek emri altına alabileceğini düşünüyordu. Sonuçta bir fani olan Thramyris’in gücü ilham perilerini geçmeye yetmeyince, Thramyris güzelliği de dahil olmak üzere tüm yeteneklerini o anda kaybetti.Efsaneye gore Thramyris’in tüm kaybettikleri ve ruhu bülbüle geçti. O günden sonra bülbül, bahar akşamlarında insanları kendisine hayran bırakacak güzellikle şakımayı sürdürdü.

Dede Korkut hikâyelerinde de geyik, bir avcıyı mağara içinde yer altındaki bir çayırlığa çeker. Avcı mağaradan çıktığında artık farklı bir insandır. Mağara sadece Türk mitolojisinde değil, bütün mitolojilerde dönüşümün gerçekleştiği bir yerdir. Türk mitolojisinde kahramanı bu dönüşüme götüren varlığın geyik olduğu görülür.

Hayvanlar mitolojide oldukları kadar, nasıl ve ne zaman oluştuğunu bilmediğimiz ve çoğu zaman kendimizi doğruluğuna inanır bulduğumuz mistik inanışlarda da yer alırlar. Toplumda; kara kedi görmenin uğursuzluğu, karıncanın bereketi, üzerimize pisleyen bir kuşun getirdiği şans, evin önünde karga ötmesinin o eve uğursuzluk getirmesi, gece ansızın horoz öterse savaş çıkacağına inanılması, kurbağa yüksek sesle bağırırsa yağmurun yağması gibi bazı kişilerce benimsenmiş batıl inançlar mevcuttur.

          Hayvanlar, masallarda ve mitolojide sembolik varlıklarının yanında; ilk çağlardan bu yana insan hayatına somut varlıkları ile de değer ve önem katmışlardır. Bu bazen besin kaynağı, bazen iş gücü, bazen de savaşlarda medeniyetlerin kaderini değiştiren birer yardımcı olarak karşımıza çıkar. Modernleşmeyle birlikte hayvanların insan hayatındaki yerleri de dönüşüme  uğrar; temel ihtiyaçların karşılanmasından öte; sevgi, bağlılık, aidiyet gibi üst düzey duygularla ilişkilendirilirler. Yalnızlığın paylaşıldığı bir ev arkadaşı, kardeşi olmayan bir çocuğa kardeş rolüne geçmiş olsalar dahi, ilişkinin insan merkezli kurulma hali her koşulda ve her çağda devam eder.  Kendini ifade etme becerisi  insana oranla nispeten sınırlı olan hayvanlar, insanoğlunun “ tümgüçlülük” yanılgısı içinde, birer yansıtma aracı haline döner. İçinde bulunulan dönemin, çağın gerekliliği her ne ise bunun karşılanmasında hayvana ihtiyaç duyulur olması, tümgüçlülük karşısındaki yetersizliğin de bir yüzleşmesi gibidir. Kimisi için hayvan; kendilik aktivasyonunun gerçekleştirilmesine bir etken, aynalama ihtiyacına olanak sağlayan bir sevgi nesnesi, içinde yaşanılan duyguları dengeleme aracı gibi işlevler içeren bir ötekidir. Kimi zaman korkuların, kimi zaman gücün, kimi zaman da cinsdaşlara yansıtılamayan sevginin yaşanabilir olmasına olanak sağlayan hayvanlarla kurulan ilişkinin ne yönde yaşanacağı ,insanın ruhsal dünyası ve ilişki dinamiğinden bağımsız olarak düşünülemez.

   “… Sıcak bir kucağa ihtiyacım vardı. İstediğim her an birine sarılmak istedim. Tamamen benimle bir bağ kuracak birini istedim. Üzmeden, kırmadan, tartışmadan beni anlayan birini istedim, sığınmak istedim o da  (X) oldu.” (Bir köpek sahibi ağzından…)

Şeyda KUTSAL, Cansu Güney

 KAYNAKÇA:

Bellak, L. (1975). The T.A.T, C.A.T and S.A.T In Clinical Use. Grune&Stratton.

Bowlby, J. (2012a). Sevgi bağlarının kurulması ve bozulması (M.Kamer, çev.) Kocaeli: Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları.

Gezgin, D.(2019). Hayvan Mitosları. İstanbul: Sel Yayıncılık

La Fontaine (2019) Masallar, İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları